AŞIK
OLMAK HOŞTUR, GÜZELDİR…
SADIK KALMAK O’NU YAŞAMAK DAHA GÜZELDİR
Geçen ayki sayımızda Umre yolculuğumuz çerçevesinde Mekke-i Mükerreme’de Kabe-i Muazzama’da yaşadıklarımızı, duygu ve düşüncelerimizi anlatırken; “Yolda olmak güzel, Yolunda olmak daha güzel” demiştik.
Bu
ay Medine-i Münevvere’de Mescid-i
Nebevi’de, Ravza-i Mutahhara’da
–haddimiz olmadan- bulunmaya gayret ederken, O Rasul-ü
Zişan Efendimize her günden daha çok sayısız sınırsız nihayetsiz salat-ü selamlarımızı arz ediyor;
AŞIK OLMAK HOŞTUR, GÜZELDİR…
SADIK KALMAK O’NU YAŞAMAK DAHA GÜZELDİR
diye diye Yüce Rabbımızdan O’nun şefaat-ı uzmasını niyaz ediyoruz.
MEDİNE-İ MÜNEVVERE –
MESCİD-İ NEBEVİ
Nurlu Şehir. Peygamber Şehri. Medeniyet Şehri. Tozu toprağı şifa. Gönle sürur, sadre huzur. “Girişlerinde Meleklerin bulunduğu, veba ve Deccal’in giremeyeceği, en son harab olacak İslam beldesi… Orada vefat edenlere Peygamber Efendimizin şefaat edeceğinin müjdesini almış ve “Allahım Mekke’ye verdiğin bereketi iki katıyla Medine’ye de ver” diye Peygamber duasını almış…” kutlu ve bi o kadar da mutlu şehir… Eeee kolay değil. “Şerefu’l-mekan bi’l-mekin” demişler. Medine güzeldir işte güzeli muhafaza ettiği için. Tertemizdir Medine, Efendimizin özelliklerini yansıtır. Mekke-i Mükerreme’de Allah-ü Teala’nın Celal ismi tecelli ederken Medine-i Münevvere’de Cemal sıfatı tecelli etmiştir. Ve iyi ki Peygamber Efendimiz Medine’dedir. Mekke’de olsaydı namaz kılarken gönlümüz Kabe ile Ravza arasında tercih etme durumunda kalabilirdi. Şimdi layık olmaya çalıştığımız Rasul-ü Ekrem Efendimiz için Allah (CC)’nün nasıl buyurduğuna bi kulak verelim. Verelim de O’nun bizi nasıl düşünüp sevdiğini anlamaya çalışalım:
“Size kendi içinizden öyle bir Peygamber geldi ki, sizin zahmete
uğramanız, sıkıntıya düşmeniz O’na ağır gelir. Kalbi üzerinize titrer, mü’minlere karşı pek şefkatli ve pek merhametlidir…” (Tevbe – 128)
Zaten O, “Ümmeti ümmeti” diyerek “ümmetimi bana bağışla” diye ağlayandı. O’nun ümmetine olan sevgisini bildiği için, “Yarabbi cehennemde benim vücudumu öyle büyük eyle ki, Muhammed Ümmetine yer kalmasın” diyen en sadık dostu Hz. Ebubekir (RA) bu gerçeği ifade edendi.
Dolayısıyla şair Nabi gibi,
“Sakın terk-i edebten, Kuy-i
Mahbub-u Hüda’dır bu!
Nazargah-ı İlahi’dir, Makam-ı Mustafa’dır bu!”
diyerek, ecdamızın tren rayları altına keçe döşemelerini, Medine halkından vergi almayıp, askerlik görevinden muaf tuttuklarını, Anadolu’dan gelen yiyecekleri evlerine kadar dağıttıklarını özetle, “Haşa, Harameyn-i Şerifeyn’in Hakimi değil hadimi… hizmetçisi olmaktan şeref duyarız” ifadesinin Yavuz’ca seslenişini duya duya, içten hissederek varmak lazımdı huzura. Varmak lazım çünkü müjde büyüktü büyük yerdendi;
“Kim beni vefatımdan sonra ziyaret ederse, beni hayatımda ziyaret etmiş
gibidir. Kim sevabına inanarak beni Medine’de ziyaret ederse, O benim komşum
olur, kıyamet günü ona şefaat ederim. Kabrimi ziyaret edene kıyamet günü
şefaatçi olurum.”
Şefaat olur da Cennet olmaz mı? Hücre-i Saadet’le beraber Ravza-i Mutahhara vardı ki o yeşil halıların üzerinde bulunmak, namaz kılmak, dua etmek cennette bulunmak demekti.
“Evimle minberim arası Cennet bahçelerinden bir bahçedir ve Minberim
Kevser üzerindedir.”
Mescid-i Nebevi içerisinde, her birinin ayrı bir ismi, özelliği ve önemi olan mihrablar vardı, direkler vardı. Mihrablar;
1- Peygamberimizin (SAV) Mihrabı
2- Hz Osman (RA) Mihrabı
3- Osmanlı ya da Süleymani Mihrabı
4- Teheccüd Mihrabı
5- Hz. Fatıma (R.Anha) Mihrabı.
Ravza-i Mutahhara’daki Direkler;
1- Mülhika (Muhallaka) Direği
2- Hz. Aişe (R.Anha) Direği
3- Tevbe Direği
4- Serir Direği
5- Hares Direği
6- Teheccüd Direği
7- Vufud Direği
Ayrıca Ashab-ı Suffe bölümünde namaz kılmak, Babu’s-Selam’dan girerek ziyaretler gerçekleştirmek, Peygamber Efendimizle birlikte Hz. Ebubekir (RA) ve Hz. Ömer (RA) Efendilerimizi selamlamak tarifi imkansız bir haz, kelimelere sığmaz bir güzellik ve asla bitmesin dediğimiz bir heyecandı.
MEDİNE ZİYARET YERLERİ
1-
CENNETÜ’L-BAKİ
Ehl-i Beyt’ten Hz. Abbas, Hz. Hasan, Hz. Fatıma, Hz. Zeynel Abidin, Hz. Muhammed Bakır, Hz. Cafer-i Sadık ile, Peygamberimizin Kızları, Hanımları, Hz. Osman, Hz. Abdurrahman bin Avf, Hz. Sad bin Ebi Vakkas, Hz. Abdullah bin Mes’ud, Hz. Sa’d bin Muaz ve onbinlerce sahabe-i kiramın medfun bulunduğu Cennetü’l-Baki.
2-
UHUD DAĞI
Seyyidü’ş-Şüheda Hz. Hamza, Hz. Mus’ab Bin Umeyr , Hz. Abdullah Bin Cahş, Hz. Sa’d Bin Ebi Vakkas, Hz. Hanzala Bin Ebu Amir, Hz. Katade Bin Nu’man, Hz. Talha Bin Ubeydullah, Hz. Ebu Ducane, Hz. Ka’b Bin Malik, Ayneyn Tepesinde okçuların reisi Hz. Abdullah Bin Cübeyr ile birlikte 625’deki Uhud Savaşını ve 70 şehidimizi ve beraberinde Hz. Halid Bin Velid ile Hz. Vahşi (RA)’yi hatırladık, yad ettik, dualarımızı ve fatihalarımızı gönderdik.
Ve bir gece vakti en büyük hazzı aldığımız Uhud Dağındaki mağaraya gittik. Maalesef normal ziyaret etmenin yasak olduğu ve muhteşem kokusuyla adeta bizi cezbeden mağaraya. Ne diye yasaklanır oraya gitmek, anlamak mümkün değil. İnşallah gün gelir göğsümüzü gere gere çekinmeden ve muhteşemliğini iyice hissederek o misk gibi kokusuyla oralara tekrar gitmek nasip olur.
3-
KIBLETEYN
MESCİDİ
Medine’ye
4-
KUBA MESCİDİ
Peygamber Efendimizin “Taleal Bedru Aleyna” kasidesi ile karşılandığı Kuba Köyünde, Kur’an-ı Kerim’de Takva Mescidi diye vasıflandırılan ve Peygamber Efendimizin bizzat çalıştığı ve büyük bir müjdenin verildiği Mescid:
“Kim evinde güzelce temizlenip abdest aldıktan sonra başka bir maksatla
değil, sadece namaz kılmak için Kuba Mescidine gelir,
iki rek’at nafile namaz kılarsa bir Umre yapmış gibi
sevap kazanır.”
5-
YEDİ
MESCİDLER
Hendek Savaşı’nın yapıldığı yerde küçük mescidler inşa edilmiştir. Önceden sayıları 7 olan bu mescidlerden ayakta kalabilenleri 3 tanedir. Günümüzde buraya büyük bir cami inşa edilmektedir.
1- Fetih Mescidi : Efendimiz için kurulan çadırın yerine yapılan mescid.
2- Selman-ı Farisi Mescidi: Fetih Mescidi’nin hemen alt kısmındaki mescid.
3- Hz. Ömer Mescidi:
6-
MESCİD-İ
NEBEVİ YAKININDAKİ KÜÇÜK MESCİDLER
1- Hz. Bilal-i Habeşi Mescidi
2- Hz. Ömer Mescidi
3- Gamame Mescidi
4- Hz. Ebubekir Mescidi
5- Hz. Ali Mescidi
6- Hz. Ebi Zer Mescid
7- Cuma Mescidi
Tabiî ki daha bir çok mescidin adı zikredilebilir ama gittiğimizde mutlaka ziyaret edilebilen ve görülebilen mescidlerdir bunlar.
MEDİNE DEYİNCE AKLA GELİR HURMA (TEMUR)
Sıcak iklim, su, güneş hurma için olmazsa olmaz. Hurma da insan için olmazsa olmaz. Yağ, protein, vitamin, mineral vb her şey var onda. Hurma hassastır, nazlıdır, ihtimam ister. Belki bu yüzden Türkçede biz hurma deriz. Bu kelime Arapça’da kadın, bayan anlamına gelir. Arapçada hurmaya temur denilir. Medine’den hurma Mekke’den Zemzem getirirler hacılar. Acve, Mebrum, Safavi, Meşruk gibi 20 ye yakın değişik hurma çeşitleri bulunmaktadır. Hurma insana benzer. İkisi de çamurdan yaratılmıştır. Ömürleri aynıdır. Gençlik ve ihtiyarlık yaşlarında aynı özellik gösterirler. İnsan vücudunda kıl, hurma gövdesinde lifler bulunur. İnsanın kafası, hurmanın da üst tepe noktası kesildiğinde ölürler. Her ikisi de şiddetle suya ihtiyaç duyarlar. Susuz kaldıklarında ölürler. Hasıl-ı Kelam;
Hurma da insan için tüm vitaminler mevcuttur. Tatlıdır, lezizdir. Darısı insanlara.
İnsan da Hz. Muhammed Mustafa (SAV) Efendimize uyarsa tatlı ve leziz olur. Şu fani hayatı hakkıyle ve helalinden yaşar. Unutulmamalıdır ki;
“Cihan insan için yaratılmıştır. İnsan da ALLAH için.”