DÜNYANIN PAYİTAHTI

İSTANBUL

HALA GİTMEDİNİZ Mİ, GÖRMEDİNİZ Mİ,.. NİYE?!...

 

“İstanbul (Konstantınıyye) elbet fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onun askerleri ne şerefli askerlerdir.”

 

Esasen sözü burada kesmek gerek. Daha fazla söze ne hacet. Peygamber Efendimiz (SAV) her şeyi özetlemiş işte. İstanbul’a gitmemiz için yeter sebep. Ya da İslambol’a. Ya da Dersaadet’e. Saadet Yurduna, Mutluluk Evine.

 

1453 yılının 29 mayısı, 29. kuşatmada, 29 padişahın medfun bulunduğu İstanbul fetholunmuştur. Nedense bize Fetih Suresi’ni hatırlatır. Zaten fetheden Fatih Sultan Mehmet Han’ın, İstanbul Fatih’deki türbesinin giriş kapısında da Fetih Suresi’sinin ilk ayetleri yazılıdır. Ve Fetih Suresi de 29 ayettir.

 

Fatih Sultan Mehmet Han, Peygamber Efendimiz (SAV) müjdesine nail olmuş 7. Osmanlı padişahımız. 7 Arapça’da sonsuzluk ifade eder. Fatihimiz 7’nin 3 katı olan 21 yaşında İstanbul’u fethetmiştir. Ve 7 evladı olan hocası Akşemsettin Hazretleri de 7 yaşında hafız olmuş, 7 kere Hacca gitmiş ve 7 nin 10 katı olan 70 yaşında da vefat etmiştir.

 

Peki bu mübarek Ramazan Ayında niye İstanbul dedik? Tek sebebi var: Hırka-i Şerif Ziyareti.

 

Sadece, 11 ayın sultanı olan Ramazan ayında ziyaret edilebilen Hırka-i Şerif. Her yıl Ramazan’ın ilk Cuma günü Cuma namazıyla birlikte ziyaret açılan ve arefe gününe kadar gidip görülebilen Hırka-i Şerif. Peygamber Efendimize (SAV) ait Hırka-i Şerif. Peygamber Efendimizin (SAV) Miraca çıkarken üzerinde bulunduğu ve dolayısıyla Allah-ü Teala’nın cemalini görmüş olan Hırka-i Şerif. Peygamber Efendimizin Hz. Ömer (RA) ve Hz. Ali (RA) Efendilerimize vasiyetiyle Veysel Karani’ye hediye ettiği Hırka-i Şerif. Veysel Karani Hazretlerinin o Hırka’yı aldığında mutluluktan ağladığı ve ümmete dualar yaptığı Hırka-i Şerif. Ve o dualar -İnşallah-u Teala- nice kulun kurtulmasına vesile olacak.

 

Hal böyle iken, şimdi oraya gitmek vuslata ermek gerek. Hiç olmazsa dünya gözüyle Allah-u Teala’yı görmüş olan Hırka-i Şerif’i bizler de şu sayılı nefeslerimizi alıp verirken görme mutluluğuna ermiş olalım. Ayrıca tabiinin büyüklerinden ve Peygamber Efendimizin (SAV) övgüsüne mazhar olmuş ve O’nu görmediği halde böyle büyük bir hediye ile taltif olunmuş Veysel Karani (Üveys’in) Hazretlerinin duasına nail oluruz. Öyle ya daha ne isteyelim. Öyleyse şöyle dua etmenin zamanı şimdi;

 

Allahım Senin Cemalini gören şu Hırka-i Şerif gibi, bizi de Cemalini görenlerden, Rü’yetine erenlerden eyle. Bizleri Vuslat-ı Rahman’a kavuştur. Fena Fillah’a, Beka Billah’a eriştir.

Allahım, bizi de Veysel Karani Hazretlerinin yapmış olduğu duanın sırrına erenlerden eyle. Nar-ı Cahıminden azad olanlardan eyle. Rızanı kazananlardan, mü’min kullarına va’dettiğin Cennetine girenlerden ve illaki, illaki Cemalini görenlerden eyle…”

 

Tıpkı Koca Yunusumuzun dizelerinde ifade buyurduğu gibi;

 

Ahilere ahret gerek / Sofilere sohbet gerek / Mecnunlara Leyla gerek

Bana Seni gerek, Seni….

 

Mevlam Sana ersem diye / Aşka düşen pervaneyim.

Cemalini görsem diye / Aşka düşen pervaneyim.

 

Gözyaşlarım durmaz taşar / Seller gibi çağlar coşar

Vuslat ümidiyle yaşar / Aşka düşen pervaneyim.

 

İşte bu duygularla Ramazan-ı Şerif’i ve dolayısıyla İstanbul’u ve Hırka-i Şerif’i beklerken 11 ay boyunca niye beklediklerini bilemediğimiz bir şekilde bi açıklama yapıldı ki; bu yıl bakıma alınacağı için Hırka-i Şerif ziyarete açılmayacak. Dev ekranlarda, plazma tv ile, belgesel film şeklinde gösterilecek. Halkımızdan bu hususta anlayış bekliyoruz. Eyvallah. Boğazımıza bi şeyler düğümlendi, üzüldük ve sustuk kaldık. Zaten ne yapabilirdik ki?..

 

Ne yapalım darısı seneye…

 

Ama yine de gitmek gerek Hırka-i Şerif Camiine. Muhteşem bir camii. Sultan Abdülmecit Han, Hırka’nın Sahibinin hürmetine ne de güzel yaptırmış. Bir cami bu kadar zarif hassas ve narin olabilir. Yazıları, 22 odası, Hırka motifli süslemeleri, Hünkar mahfili ve asaletli duruşuyla ben buradayım diyor Hırka-i Şerif Camii. Tabii hali hazırdaki imamı Mustafa Uyar Hocamız da. Hocamıza da buradan teşekkürlerimizi arz ediyoruz.

 

Evet gittiğiniz de bu yıl Hırka-i Şerif’i belgesel film şeklinde dev plazma tv den görebiliyorsunuz. Bilgilendirme açısından çok da güzel olmuş esasen. Ayrıca bilinmelidir ki, Peygamberimize (SAV) ait olan sadece Hırka-i Şerif yok orda. Gittiğiniz de görmekle çok mutlu olacağınız emanetler de var. Caminin karşısında müze olarak adlandırılan kapalı mekanda neler yok ki;

 

Peygamber Efendimizin (SAV) böyle sarı renkli, hafif, nezih görünümlü iç gömleği var. Kullandığı nadide pabuçları var. Mübarek sakalı şerif’i var. Kabe-i Muazzama’ya ait süpürgeler var. Hat yazıları var birbirinden kıymetli ve anlamlı.

 

Hasılı Kelam bu yıl da gidenler boş dönmezler.

 

Zaten İstanbul başlı başına bi tarih. Muhteşem bi şehir. Yaşayan bi canlı. Camileriyle… Saraylarıyla… Boğazıyla… Tepeleriyle… Köprüleriyle… Hisarlarıyla… Ayasofyasıyla… Tarihi ve turistik mekanlarıyla… Trafiğine, kalabalık olmasına rağmen muhteşem, muazzam, farklı, anlatılmaz yaşanır. Bilen bilir. Gören bilir. İstanbul’u niye fethettiğini soranlara cevap vermiştir Fatih;

“Önce o bizim gönlümüzü fethettiği için.” Vesselam.

 

 

Tabi ki, Sahabe-i Kiram’a ve Allah Dostlarına ait türbeleriyle… Toprağın altı çok hayırlı. O yüzden İstanbul’un taşı toprağı altın.

 

Hele bir Eyüp Sultan’da Sabah namazı kılmak var ya… Her şeye değer.

 

GİDİN GÖRÜN GEZİN ZİYARET EDİN VE KAZANIN.