CihanBALCI’yla
TUR’dayız…
CİDDEN ÇEŞM-İ CİHAN
AMASRA
Bartın’a 17 km. Şirin mi şirin güzel mi güzel.
Şehir kuzeye doğru bir yarımada üzerindedir. 2 koylu olan yarımadanın uzunluğu 1.5 km dir. Doğusunda ve batısında 2 koyu vardır. Doğusundaki koya Büyük Liman, batısındaki koya Küçük Liman denilmektedir. Koyların arasındaki uzunluk yaklaşık 200 m.dir. Büyük Liman’ın karaya doğru sokulmuş kısmının genişliği 1200 m.dir. Limanın doğu kısmında dik yerler, kayalıklar vardır. Güney kıyıları ise alçak ve düzlüktür. Kumlar 40 – 50 m. genişliğinde güzel bir plaj meydana getirmiştir. Bu limanda denizin derinliği 1 – 4 m arasında değişmektedir.
Bu müstesna şehirde yeşilin her tonu seyredilir. Karadeniz’in tüm güzelliği görülür. Tarihi, turistik, bir göz bebeği gibi farklı bir liman şehridir. Zonguldak İli Cide ilçesi arasında bir ara limandır. Dağınık tepeler üzerinde kurulmuş bir kasaba görünümündedir. O tepelerin seyri bile insanlara ayrı bir keyif vermektedir. Sanki yaşayan insan gibi o tepelerle konuşanlar bile vardır.
Şehir merkezinde yer alan binaların büyük çoğunluğu betonarma, kargir ahşap yapılardan oluşmaktadır. Öyle ki evler iç içe geçmiş ve samimiyetin bir ifadesi gibi durmaktadır. Özellikle kalenin içinde eski tarihi yapılar vardır. Dolayısıyla tarih ve doğa iç içedir.
Amasra’ya bir dağ yolundan inilmektedir. Dar ve bi o kadar da keskin virajlı yol, şoförleri adete tetikte tutmaktadır. İnerken sağda yol kenarında Kuş Kayası Yol Anıtı vardır ki, biblo gibi Kartal figürü ve insan figürü ile, geçmiş insanların dinlenmek için, mola için seçtikleri yerlerin cazibesini ortaya koymaktadır. Ama günümüzde geçmişe değer vermeyen, cahil, turizm katillerinin bu figürleri harap ettiklerini üzülerek müşahede etmektesiniz.
Ve Amasra’yı yukardan gören bir Seyir Tepesinde 1561 yılında Amasra’yı fetheden Fatih Sultan Mehmet Han’ın muhteşem sözü kulaklarınızda çınlıyor. “Lala lala Çeşm-i Cihan bura mı ola?!” Evet Amasra’yı anlatabilecek en güzel ifade bu. Güzelliğine vurulan ve bunu ifade eden Cihan Padişahı Fatih’e ait söz bu. Herkesin sahip olmak isteyeceğini ve asla vazgeçemeyeceğini ifade eden söz bu. Göze benzeyen, gözbebeği gibi sakınılan, üzerine titrenmesi gerekilen bir mekanın sözü bu. Değer verişin, sahiplenişin, himaye edilişin ifadesi bu; “Lala lala Çeşm-i Cihan Bura mı ola!?”
Fatih Sultan Mehmet Han ayrı bir değer vermiş Amasra’ya. Burada bir kiliseyi camiye çevirmiş. Tıpkı İstanbul’da Ayasofya’yı çevirdiği gibi. Ama gel gör ki 1930 yılında cami olarak kapatılmış. Ve şimdilerde atıl bir halde duruyor. Niye, neden, nasıl, ne zamana kadar, ne olacak????...
İyi ki biraz ilerde Fatih’in adıyla anılan Fatih Camii var da üzüntümüz azalıyor. Ve bizi ayrı bir gurur ve mutluluk sarıyor bu camide. Çünkü Fatih Camiinde imamlar, gücün, kudretin, muktedir olmanın nişanesi olarak –tıpkı Edirne Eski Camiinde olduğu gibi- minberde hutbeyi kılıçla veriyorlar. Halen bu gelenek devam ettirilmekte. Ve kılıç çalınma tehlikesine karşın imamın evinde tutulmakta. Cuma günleri getirilmekte. Ahşap yapısı ve havasıyla Ankara’daki Aslanhane Camii’ne benzettiğimiz Fatih Camii’ndeki bu hal, bize ayrı bir hava kazandırdı Amasra’da.
Yoksa üzülerek ayrılacaktık sanki. Plajdaki insanların hali, içkili restaurantlar, lokantalar, otelelr, sahilde vapur turu yapan teknelerin sahiplerinin birbirlerine karşı hasmane davranış ve sözleri, Küçük Koyun pis hali, camii cemaatinin azlığı cidden bizi üzmüştü.
Fatih Camii’nin yanından Kaleye, muhteşem Kale Giriş Kapısından Ağlayan Ağac’a kadar süren yürüyüşümüz keyifli, yorucu ve hoştu. Ancak Tavşan Adası’na doğru içilen çay ve kahvelerin tadı bir başka oldu tüm yorguluğumuzu aldı gitti. Hiç ayrılmak istemedik sanki. Özellikle Ağlayan Ağaç’ta Melih Beyin, babasının, kardeşinin anlattıkları ve misafirperverliği bizi oraya daha bir bağladı. Aşıklar Tepesi, 63 tavşanıyla Tavşan Adası, denizde dürbünlerle rahatça görebileceğiniz Yunus Balıkları ve illaki… Karadeniz’in çılgın sularındaki Vapur Turu… Dahası her türlü el sanatlarının sunulduğu ince uzun çarşısı, köy ve yöresel ürünlerin sunulduğu pazarı, Kömüş ya da Camız Yoğurdu, ballı yoğurdu, süslü, gösterişli salatası ve tadına doyulmaz balığı ile… Amasra cidden; Çeşm-i Cihan.
Dünyanın gözü, gözbebeği. İşte bu kadar güzel. Mutlaka görün ve dua edin… O göz bebeğine layık güzelliğine nazar değmesin ve Fatih’e layık olması, liyakatı asla kaybolmasın.